NANO-BİYOSENSÖRLER, KANSER HÜCRELERİNDE DENEMELERİ VE IN-VİVO UYGULAMALARI


İlgili resim
 
 
Kanser, günümüzde tüm dünya ülkeleri için büyük sorun teşkil eden hastalıkların başında gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumunun (IARC) 2030 yılı için öngörüsü, kanserin ölüm nedenleri arasında birinci sırada olacağı yönündedir (Tuncer, 2008). Yapılan bilimsel çalışmalarla kanserin teşhis oranı durmadan artarken kanser nedenli ölüm oranı hemen hemen sabit kalmaktadır (Davis ve Heath, 2008). Bu tablo, kanserin kazanılabilir bir savaş olması yönünde ümit vericidir. Kanser tanı ve tedavisinde kullanılan yöntemlerin çeşitli dezavantajları, bu yöntemlerin etkinliğini azaltmaktadır. Daha etkin tanı ve tedavi yöntemleri geliştirmek için nanoteknoloji önemli avantajlar sunmaktadır. Biyolojik açıdan nanoteknoloji, nano boyutlarda tasarlanmış mühendislik materyalleri ile hücresel ve biyomoleküler yapılar arasındaki etkileşim ile ilgilenir. Kimyasal kompozisyonunu değiştirmeden maddeyi nano boyutlarda üreterek istenilen özelliklerde (fiziksel, kimyasal, vb.) nanoyapılar elde etmek mümkündür. Nanoteknolojinin sağladığı bu imkanlar,nanoteknolojiyi kanser teşhis ve tedavisinde etkin kılar. Bu bağlamda Sen Research Group (SRG) olarak bizler DNA bazli karbon nanotüplere dayalı fluoresans özellik  gösterebilen biyosensorlerin hazirlanmasına, seçiciliklerinin kontrol edilmesine ve özellikle kanser hücrelerinde yaygin olan NO radikalinin tespit edilmesine yönelik çalışmalar yürütmekteyiz. Hazirladığımız bu biyosensorlerin  daha sonra in-vivo çalismalar icin farelere enjekte edilmesiyle birlikte kanser hücrelerinin tespit edilebildiğinin görülmesi önemli hedeflerimizdendir.
 
biyosensörler ile ilgili görsel sonucu

 


Tarih : 05.07.2014